“hareket eden her şeyi sikmek ister gibi”
Uzun zaman sonra yinelenen hiç beklemediğim bu durum karşısında afallamış, hareket eden her şeyi sikmek ister gibi etrafa bakmıştım. Beynimin içinde dolanıp duran bu şeytanı varoluşu alt edememek ile, limana sığınmak isteyen bir gemi gibi penisimi sokacak bir yerler arıyordum. Dünya seksten ibaret değildi, ama böylesi bir durum karşısında erkeklik hormonlarımın boyunduruğa altına nasıl girdim bilmiyordum. Aldığım kültür bana cinselliğin ve tutkunun ne olduğunu öğretmişti, ama şimdi bir orta okul çocuğu gibi sabahtan akşama insanları izliyor, pipimi elime alıp mastürbasyonun kutsallığına sığınıyordum. Sanki herkes bu durumun farkındaymış gibi, eğlenmek isteyerek tuhaf hareketler yapıyor, güvenlikçi kısa boylu sarışın yanı başımda masaya dirseklerini koyup domalıyordu. Sohbet ettiği bu esnada kalçasını arasına girmemek için, sinirlerime gönderdiğim tüm komutları iptal edecek yeni düşünceler oluşturuyordum. Adres soran bir kadına, sorduğu yeri tarif ederken bile zihnimin bir köşelerinde pornografik sahneler canlanıyor, İETT otobüslerinden birine bindiğimde bile, özenle seçilmiş gibi Akbil’lerini basan kısa etekli kızların bir an önce göz menzilimden çıkması için İncil’den ayetler okuyordum. Kadınların inatla gözlerinde gördüğüm bu derin bakışta, şehvetin dolandığını görmek, aslında bu kötü halimin neden olduğu sanrılardan biri olduğunu sanmama neden oluyordu. Kadınların algılaması için epey uzun mesafelere feromonlar salgılıyor, ve bayan partnerlerin saldırgan bakışları arasında, hiçbir halt yiyemeden evime dönüyordum.




